Ana SayfaÖneri ve FikirlerŞeytanın İtirafları | Peygamber Efendimiz (S.A.V) ile Konuşması

Şeytanın İtirafları | Peygamber Efendimiz (S.A.V) ile Konuşması

Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de defalarca insanı uyarmıştır: “Ey insanlar! Yeryüzünde bulunan helal ve temiz şeylerden yiyin ve sakın şeytanın arkasına düşmeyin, onun oyunlarına aldanmayın. Zira şeytan, sizin için apaçık bir düşmandır.” Bu ilahi ikaz, insanoğlunun en büyük imtihanının altını çizer. Peki, bu apaçık düşmanın hilelerini, tuzaklarını ve stratejilerini bizzat kendi ağzından dinlemek, müminler için ne kadar paha biçilmez bir istihbarat olurdu? Bu makale, İbn Abbas ve Muaz İbni Cebel (R.A.)’dan nakledilen ve Resûlullah (S.A.V) ile lanetlenmiş İblis arasında gerçekleşen, insanlık tarihi için eşsiz bir uyarı niteliğindeki o tarihi buluşmayı temel almaktadır. İblis’in itirafları, onun en sevmediği kullardan ona en çok acı veren ibadetlere kadar birçok sırrı ifşa etmektedir.

Tarihi Buluşma | Emir Altındaki Düşman

Rivayete göre, bir gün Medine’de ensardan bir sahabinin evinde, Peygamber Efendimiz (S.A.V) ve ashabı bir cemaat halinde sohbet ederken, dışarıdan gelen esrarengiz bir ses, “Eve girmem için bana izin verir misiniz? Benim sizden bir dileğim var, görülecek bir işim var,” diye yankılandı. Alemlere rahmet olan Efendimiz (S.A.V), bu sesin sahibinin lanetlenmiş İblis olduğunu anında bildirdi. Adaletiyle tanınan Hz. Ömer (R.A.), derhal davranarak “Ya Resulallah! Bana izin verin, onu öldüreceğim!” dediyse de, Resûlullah (S.A.V) ona Allah tarafından belli bir vakte kadar mühlet verildiğini hatırlatarak, “Dur ya Ömer! Sen bilmiyor musun ki ona belli bir vakte kadar mühlet verilmiştir? Öldürmeyi bırak. Açın kapıyı gelsin, o buraya gelmek için emir almıştır. Ne söyleyeceklerini anlamaya çalışınız, size anlatacaklarını iyi dinleyin,” buyurdu.

İblis’in Fiziki Görünümü ve Gelme Mecburiyeti

Kapı açılıp içeri girdiğinde, İblis’in fiziki görünümü, onun lanetlenmişliğini ve ruhundaki karanlığı yansıtır nitelikteydi: İhtiyar ve şaşı, aynı zamanda köse (saçı ve sakalı olmayan) bir suretteydi; çenesinde atkılı gibi altı veya yedi kadar kıl sallanıyordu. Gözleri yukarı doğru açılmış, kafası bir fil kafası kadar büyük, dudakları ise bir hayvan dudağı gibi iriceydi. İçerdekilere selam verdi. Resulullah Efendimiz, “Selam Allah’ındır” diye mukabele ettikten sonra, “Ey lain! Bir iş için geldiğini duydum. Nedir o iş?” diye sordu. İblis, bu gelişinin kendi arzusuyla olmadığını, aksine mecburen geldiğini açıkça ifade etti. İzzet sahibi Rabbimiz’in katından gelen bir melek, ona Hz. Muhammed’e (S.A.V) zelil bir halde gitmesini, Âdem oğullarını nasıl kandırdığını anlatmasını ve sorulan her soruya doğru cevap vermesini emretmişti. Eğer yalan söylerse, kül olup rüzgarda savrulacağı ve düşmanları önünde rezil edileceği konusunda kesin bir dille uyarılmıştı. İblis’in kendi ifadesiyle bu, onun için en büyük zilletti.

İblis’in En Çok Buğz Ettikleri | Salihlerin ‘Kara Listesi’

Resûlullah (S.A.V), “Mademki sözlerinde doğru olacaksın, o halde anlat bakalım, halk arasında en çok sevmediğin kimdir?” diye sordu. İblis’in cevabı, bir müminin nasıl olması gerektiğine ve takva yolunda nasıl ilerleyeceğine dair önemli ipuçları barındırıyordu:

  1. Hz. Muhammed (S.A.V): “Sensin ya Muhammed! Allah’ın yarattıkları arasında senden daha çok sevmediğim kimse yoktur. Sonra senin gibi kim olabilir ki?”
  2. Takva Sahibi Genç: Varlığını ve gençliğini Allah yoluna adayan, Allah korkusu ve muhabbetiyle dolu olan genç.
  3. Sabırlı ve Şüpheden Sakınan Âlim: İlmini yaşayan, sabırlı ve şüpheli şeylerden titizlikle kaçınan alim.
  4. Temizlikte Titiz Olan: Yıkadığı şeyleri vesveseye kapılmadan, sünnete uygun şekilde üç defa yıkamaya devam eden kimse.
  5. Sabırlı Fakir: İhtiyacını kimseye anlatmayan ve halinden şikayet etmeyen fakir. İblis, “Peki bu fakirin sabırlı olduğunu nereden bilirsin?” sorusuna, “Ya Muhammed, o kişi ihtiyacını kendi gibi birine açmaz. Eğer ihtiyacını kendi gibi birine üç gün üst üste anlatırsa, Allah onu sabredenlerden yazmaz,” diye cevap verdi.
  6. Şükreden Zengin: “Peki o zenginin şükreden olduğunu nasıl anlarsın?” sorusuna ise, “Şükreden zengin, kazandığını helalden kazanır ve Allah için harcar. Bilirim ki o şükreden bir zengindir.” dedi.

İbadetlerin Şeytan Üzerindeki Etkisi | Bir Düşmanın Çöküşü

Şeytan, müminlerin ibadetleri karşısında nasıl aciz kaldığını ve ne büyük acılar çektiğini kendi ağzıyla şöyle itiraf etti:

  • Namaz: “Peki ümmetim namaza kalkınca senin halin nice olur?” sorusuna, “Ya Muhammed, beni bir sıtma tutar, tir tir titrerim.” “Neden böyle olursun, ey lain?” diye sorulunca, “Çünkü bir kul Allah için secde edince bir derece yükselir,” dedi.
  • Oruç: “Peki ya oruç tuttukları zaman nasıl olursun?” sorusuna, “O zaman da bağlanırım, ta ki onlar iftar edinceye kadar,” diye cevap verdi.
  • Hac: “Peki ya hac yaptıkları zaman?” sorusuna, “O zaman da çıldırırım,” dedi.
  • Kur’an Okumak: “Kur’an okudukları zaman nasıl olursun?” sorusuna, “O zaman da eririm, tıpkı ateşte eriyen bir kurşun gibi,” dedi.
  • Sadaka: “Peki ya sadaka verdikleri zaman halin nasıldır?” sorusuna, “Hah! İşte o zaman halim pek yaman olur. Sanki sadaka veren eline bir testere alır ve beni ikiye böler,” dedi. Resulullah (S.A.V) sebebini sorduğunda, “Çünkü sadakada dört güzellik vardır: Birincisi, Allahü Teâlâ sadaka verenin malına bereket ihsan eyler. Sonra, Allah sadaka vereni halkına sevdirir. Üçüncüsü, sadaka veren ile cehennem arasında bir perde olur. Ve Allahü Teâlâ, sadaka verenden belayı, sıkıntıyı ve ahları def eder,” diye açıkladı.

Dört Büyük Halife Hakkındaki Görüşleri ve İblis’in Ana Stratejisi

Peygamberimizin en yakın dostları hakkındaki soruya İblis, onlara karşı olan acziyetini dile getirdi:

  • Hz. Ebubekir için, “O bana cahiliyet devrinde bile itaat etmedi, İslam’a girdikten sonra nasıl itaat etsin?” dedi.
  • Hz. Ömer için, “Allah’a yemin ederim ki, her gördüğüm yerde ondan kaçarım,” dedi.
  • Hz. Osman için, “Ondan çok utanırım, hem de çok. Rahman’ın melekleri bile ondan utanır. O harika bir haya sahibidir,” dedi.
  • Hz. Ali için ise, “Ah onun elinden bir kurtulsam! O kendi başına kalsa, ben de kendi başıma kalsam… Ben onu bırakırım ama o beni bırakmaz,” diye yakındı.

Efendimiz (S.A.V) bunun üzerine Allah’a hamdetti. Ancak şeytan meydan okurcasına, “Heyhat! Ümmetinin saadeti nerede? Ben o belli vakte kadar diri kaldıkça, sen ümmetin için nasıl ferah duyarsın? Ben onların kan damarlarına girer, damarlarında akarım, etlerine karışırım ama onlar benim bu halimi göremez. Beni yaratan Allah’a yemin ederim ki, onların tamamını azdırırım. Dahilerini, alimlerini, cahillerini, günahkarlarını… Hiçbiri elimden kurtulamaz. Fakat Allah’ın halis kulları müstesna!” dedi. Resulullah (S.A.V) “Sana göre ihlas sahibi, halis kullar kimlerdir?” diye sorduğunda, İblis şöyle cevap verdi: “Bilmez misin ya Muhammed, bir kimse ki dirhemini ve dinarını (malı, parayı) çok sever, o Allah için bir ihlasa sahip değildir. Bir kimseyi görürsem ki malı sevmez, övülmekten hoşlanmaz, bilirim ki o ihlas sahibidir, hemen onu bırakır kaçarım. Bir kul, malı ve övülmeyi sevdiği müddetçe, bana en çok itaat edenlerdendir.”

Şeytanın Ordusu ve Sinsi Tuzakları

İblis, emrinde 70.000 çocuğu ve her birinin yanında da 70’er bin şeytan olduğunu, bu ordusunu farklı gruplara gönderdiğini anlattı: “Onların bir kısmını alimlere gönderirim, bir kısmını gençlere yollarım, bir kısmını meşâyihin üzerine salarım, bir kısmını ihtiyar kadınlara musallat ederim. Gençlere gelince, aramızda hiçbir anlaşmazlık yoktur, onlarla gayet iyi geçiniriz. Çocuklarla da bizimkiler istedikleri gibi oynarlar. Bizimkilerin bir kısmını ibadet ehlinin, bir kısmını da zahitlerin başına dert ederim. Onların yanına gider, halden hale sokar, öyle bir hale getirirler ki sebeplerden herhangi birine sövmeye başlarlar. Böylece onların ihlasını alırım.” İblis, 70 yıl ihlasla ibadet eden rahip Barsisa’yı nasıl yoldan çıkarıp zina ettirdiğini, katil yaptığını ve sonunda küfre soktuğunu da anlattı.

İblis, özellikle yalan, gıybet, koğuculuk ve boşanma gibi günahların kendi meyveleri ve şenliği olduğunu, bunlardan büyük zevk aldığını belirtti. Yalanın kendisinden çıktığını, ilk yalan söyleyenin kendisi olduğunu, yalan yere yemin edenlerin ise sevgilisi olduğunu söyledi. Özellikle düşüncesizce yapılan boşanma yeminlerinin aileleri yıktığını ve doğan çocukların gayrimeşru olmasına neden olduğunu sevinçle anlattı.

Namazdaki Vesveseler | Üç Aşamalı Kuşatma

Müminin en büyük silahı olan namazı hedef alan İblis, bu ibadeti engellemek için üç aşamalı bir kuşatma planı olduğunu itiraf etti:

  1. Erteleme (Tehir): “Henüz vakit var, sen meşgulsün, şimdi işine bak, sonra kılarsın” diyerek vesvese verir ve namazı vaktinden çıkarmaya çalışır. Vakti geçtikten sonra kılınan namaz ise, kulun yüzüne fırlatılır.
  2. İnsan Şeytanları: Bu tuzağı atlatana, insan suretindeki şeytanlardan birini yollayarak onu namazdan alıkoyar.
  3. Namaz İçi Vesveseler: Bu engeli de aşan müminin namazına girerek; “Sağa bak, sola bak” der, baktırır. Sonra yüzünü okşayıp alnından öper ve kalbine “Sen ebedi yaramaz bir iş yaptın” diye vesvese vererek huzurunu bozar. Tek başına kılarken, horozun yem toplaması gibi hızlı kıldırır. Cemaatte ise, imamdan önce rüku veya secdeye gitmesini veya kalkmasını emreder. Namazda parmaklarını çıtlattırır, böylece kendisini tesbih edenlerden yapar. Ve ağzına üfleyerek esnetir; eğer kul ağzını kapatmazsa, içine küçük bir şeytan girerek dünya hırsını artırır.

Şeytanın Allah’tan Kabul Edilen 10 Talebi | Hayatımıza Sızma Yolları

İblis, Rabbinden on şey talep ettiğini ve bunların kabul edildiğini şöyle sıraladı:

  1. Ortaklık: Âdem oğullarının malına ve evladına ortak olmayı istedi (Besmelesiz yenen yemek, haram kazanç, cinsel ilişki anında Allah’a sığınmama gibi durumlarda ortak olur).
  2. Ev: Hamamlar ona ev olarak verildi.
  3. Mescit: Pazar yerleri ona mescit yapıldı.
  4. Okuma Kitabı: Şiirler ve şarkılar ona okuma kitabı yapıldı.
  5. Ezan: Çalgı aletleri (mezmarlar) ona ezan verildi.
  6. Yatak Arkadaşı: Sarhoşlar ona yatak arkadaşı yapıldı.
  7. Yardımcılar: Kaderi inkar eden kaderiyeciler ona yardımcı olarak verildi.
  8. Kardeşler: Mallarını israf edenler ve günah yolunda harcayanlar ona kardeş yapıldı.
  9. Görünmezlik: İnsanları görmeyi ama onların onu görmemesini diledi.
  10. Kan Damarlarında Dolaşma: Âdem oğullarının kan damarlarının kendisine yol yapılmasını istedi.

İblis, “Bu hallerle ben iftihar ederim. Benimle beraber olanlar, seninle beraber olanlardan daha çoktur,” diyerek böbürlendi.

Aciz Düşmanın İtirafları ve Kur’an’dan Mesajlar

Şeytandan korunmanın yollarını arayan müminler için bu konuşma, düşmanın zayıf noktalarını da ortaya koymaktadır. Peygamberimiz (S.A.V), İblis’e kalbini neyin parçaladığını sorduğunda, “Allah yolunda cihada koşan atların kişnemesi” cevabını almıştır. Onu eriten şeyin “tövbe edenlerin tövbesi”, ciğerini parçalayanın “gece gündüz Allah’a yapılan bol istiğfar”, yüzünü buruşturanın “gizli verilen sadaka”, gözlerini kör edenin “gece namazı” ve başını öne eğdirenin “çokça kılınan cemaatle namaz” olduğunu da itiraf etmiştir.

Bu tarihi diyalog boyunca İblis, aslında ne kadar aciz olduğunu da defalarca vurgulamıştır. Bir kimseyi saptırmak için elinde zorlayıcı bir güç olmadığını, yalnızca vesvese verdiğini ve bir şeyi güzel gösterdiğini söylemiştir. “Saadet ehli kılan da Allah, şekavet ehli kılan da Allah’tır” diyerek kader inancını teyit etmiştir. Peygamber Efendimiz (S.A.V) ona tövbe etmesini ve cennete girmesine kefil olacağını teklif ettiğinde ise, “Ya Resulallah, iş verilen hükme göre oldu, kararı yazan kalem de kurudu. Seni peygamberlerin efendisi kılan, beni de şakilerin efendisi kılan Allah’tır,” diyerek kibrini ve isyanını sürdürmüştür.

Bu uzun diyalog, müminin inandığı gibi yaşamasının şeytanı nasıl çileden çıkardığını göstermektedir. Kulun Allah’a en yakın olduğu an olan secde, şeytanı bin feryada boğar. Yüce Allah’ın Kur’an-ı Kerim’de defalarca vurguladığı gibi, şeytan apaçık bir düşmandır (Bakara, 208). Bizim görevimiz de onu düşman bilmek (Fatır, 6) ve onun hilelerine karşı uyanık olmaktır. Zira o, ahirette hesaplar görülüp iş tamamlanınca, kendisine uyanlara şöyle diyecektir: “Doğrusu benim size istediğimi yaptıracak bir gücüm yoktu. Ben sizi sadece davet ettim, siz de davetime koşa koşa geldiniz. O halde beni ayıplamayın, kendi kendinizi kınayın.” (İbrahim, 22)

Unutulmamalıdır ki, şeytanın insana sızması sessizdir. O, cimriliği telkin eder, varlıklıları israfa teşvik eder. Peygamber Efendimiz’in de uyardığı gibi, “Şüphesiz şeytan, insanın bedeninde damarlarında kanın dolaştığı gibi dolaşır.” Bu yüzden, onun şerrinden ve vesvesesinden her an Allah’a sığınmak, müminin en büyük görevidir.

Şeytanın İtirafları Hakkında Sıkça Sorulanlar

Şeytan neden takva sahibi bir genci, alimden daha çok sevmediğini söylüyor?

Çünkü gençlik, nefsin arzularının ve heveslerinin en güçlü olduğu dönemdir. Bu dönemde bir gencin, tüm bu cazibelere sırtını dönerek kendini Allah yoluna adaması, şeytan için çok daha büyük bir yenilgi anlamına gelir. İlerlemiş yaştaki bir alimin takvası beklenen bir durumken, bir gencin takvası, nefse karşı kazanılmış çok daha zorlu ve değerli bir zaferdir. Bu yüzden şeytanın kinini daha çok üzerine çeker.

Şeytanın Allah’tan 10 talepte bulunması ve bunların kabul edilmesi ne anlama geliyor?

Bu talepler, şeytanın insanları saptırmak için kıyamete kadar kullanacağı “araçları” ve “alanları” temsil eder. Allah’ın bu taleplere izin vermesi, imtihanın bir gereğidir. Bu, Allah’ın şeytana yardım ettiği anlamına gelmez; aksine, insanın bu tuzaklara karşı iradesini ve imanını kullanarak mücadele etmesi ve bu mücadeleyle manevi olarak yükselmesi için bir imtihan alanı yaratıldığı anlamına gelir. Bu taleplerin birçoğu (mala ve evlada ortaklık, israf edenlerin kardeşliği vb.) Kur’an ayetleriyle de desteklenmektedir.

“İhlas” sahibi olmak, şeytana karşı en büyük kalkan mıdır?

Evet, İblis’in kendi itirafına göre de en büyük kalkan budur. İhlas, yapılan her ameli, her ibadeti sadece ve sadece Allah rızası için yapmak, içine gösteriş, övülme arzusu, maddi çıkar gibi hiçbir dünyevi niyeti karıştırmamaktır. Şeytan, riya (gösteriş) karıştırılmış amellere kolayca sızabilirken, tamamen ihlasla yapılan bir amele tesir edemez. Çünkü o amel, doğrudan Allah’a aittir ve O’nun koruması altındadır.

Şeytanın hilelerine karşı en etkili korunma yöntemleri nelerdir?

Bu metinden ve genel İslami kaynaklardan çıkarılabilecek en etkili yöntemler şunlardır: Allah’a sığınmak (özellikle Eûzü-Besmele çekmek), ihlaslı olmak, namazları vaktinde ve huşu içinde kılmak (özellikle cemaatle), Kur’an okumak, sadaka vermek (özellikle gizlice), tövbe ve istiğfarı dilinden düşürmemek ve Allah’ı sürekli zikretmek. Düşmanı tanımanın, ondan korunmanın ilk adımı olduğunu unutmamak gerekir.

Yorumunuzu Paylaşın

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

38,437BeğenenlerBeğen
11TakipçilerTakip Et
89TakipçilerTakip Et
41,400AboneAbone Ol

Güncel İçerikler