Ana Sayfa Öneri ve Fikirler Evde Terapi – Pasif Mavi ve Akışkan Formlar

Evde Terapi – Pasif Mavi ve Akışkan Formlar

0

Evde terapi yaşam alanlarımızın tasarım kalitesinin yaşam kalitemize doğrudan etkisi keşfedildiği andan itibaren tüm dünyada çeşitli rahatlama ve terapi yöntemlerinden ilham alan iç mekân konseptleri öne çıkmaya başladı. Pandeminin hemen arkasından ortaya çıkan long Covid sendromu için önerilen Ai Chi, özellikle son iki yıla damgasını vuran, şehirden kıyı beldelerine göç eğilimi sonucu dört mevsim yaşanan evlere dönüşen yazlıklar için harika bir ilham kaynağı.

Henüz hayatımızdan çıkmamış olsa da Covid-19, taşıyıcı vücudu öldürünce kendisini de yok ettiğini sonunda fark etmiş olacak ki, insan vücuduyla az çok birlikte yaşamayı öğrenmeye başlamış gibi görünüyor. Hastalık, daha bulaşıcı ama daha az öldürücü varyasyonlara doğru evrilirken geride pek çok insan için büyük bir yıkım bıraktı. Penn State University araştırmacılarının 2021 tarihli bir raporuna göre, hastalığın yoğun seyrettiği dönemde hastalanıp hayatta kalmış kişilerin en az yarısını son zamanların dillerden düşmeyen sendromu long covid bekliyor. Bu, Covid-19 ile özdeşleşen belırtilerin, hastanın iyileşmesinden 60 ila 90 gün sonrasında hâlâ devam etmesi anlamına geliyor. Long Covid araştırmalarına göre Covid-19 enfeksiyonunu geçirip iyileşmiş tüm hastaların yarısından fazlasında yorgunluk ve eklem ağrıları 6 ay ve sonrasında devam ediyor; hayatta kalan her beş kişiden biri hareket kabiliyetinde azalma yaşıyor. Dörtte birinden fazlası nefes almada zorluk çektiklerini söylerken, göğüs ağrısı ve çarpıntı yaygın olarak bildirilen şikayetler arasında. Dört kişiden biri konsantrasyon güçlüğü yaşarken, üç hastadan birine yaygın anksiyete bozuklukları teşhisi konmuş.

Evde terapi: Bu son madde, vücudun bir türlü tam olarak iyileşememesi, kişinin normal yaşamına dönememesi, günlük işlerini, mesleğini yapamaz hale gelmesi sebebiyle ortaya çıkıyor ve long Covid’in, kişisel bir problem olmaktan çıkıp toplumsal bir kaosa sebep olma ihtimalini gözler önüne seriyor.

Penn State University’den Dr. Paddy Ssentongo, “Covid-19’dan kurtulanların sağlık sorunlarının yükü çok büyük” diyor ve ekliyor: “Bunlar arasında ruh sağlığı bozuklukları da var. Kişinin Covid ile savaşı, akut enfeksiyondan kurtulma ile bitmiyor.” Araştırma ekibi tam da bu sözleri tamamlayacak şekilde, long Covid’in tüm fiziksel etkilerinin ortadan kalkması durumunda bile depresyon, anksiyete veya travma sonrası stres bozukluğu gibi psikiyatrik ve bilişsel sorunları olan hastaların sayısının azalmadığını belirtiyor.

The Guardian gazetesinin Haziran 2022 tarihli bir makalesine göre sadece ABD’de resmi olarak long Covid teşhisi konmuş 23 milyon kişi var. Dünya genelinde mevcut sağlık sisteminin hemen cevap veremeyeceği hızla gelişen bu şikayetler, sağlık sisteminden bırakın yeterli bir cevabı, randevu dahi alamayan hastaları alternatif yöntemler aramaya yöneltmiş. Çözüm ise, sonunda Japonya’dan Al Chi. Bu, long Covid şikayetlerini alt alta sıralayınca başta yorgunluk, eklem ağrıları, kan dolaşım sistemi bozuklukları, nefes zorluğu gibi fizyolojik; depresyon, kaygı, endişe ve stres gibi psikolojik sorunlara iyi geldiği düşünülen pasif bir aquaterapi yöntemi.

Suyla Gelen Sağlık

Genel olarak dünyada, kaplıcalara yakın tüm medeniyetlerde en az iki bin yıldır uygulanan hidroterapi, suyun hem kimyasal hem fiziki özelliklerini kullanarak çeşitli hastalıkları iyileştirmek için kullanılıyor. Aquaterapi ya da havuz terapisi ise vücut sıcaklığında ısıtılmış bir havuz içinde uzman bir terapist eşliğinde yapılan çeşitli hareketlerle suyun kaldırma kuvvetinden yararlanarak eklemleri zorlamadan kas gücünü artırmayı amaçlayan bir terapi yöntemi. Ai Chi kısaca, 3 bin yıllık geçmişe sahip Çin savunma sanatı Tai Chi’nin kalıplaşmış akışkan hareket döngüsünün su içinde uygulanması olarak açıklanabilir. 1993 yılında Japon olimpik yüzme eğitmeni Jun Konno tarafından milli yüzüculerin Olimpiyat stresini azaltmak için uygulanmış. Aldığı sonuçlardan memnun kalan eğitmen bunu başka öğrencilerine de uygulamış. Ai Chi, dakikada yaklaşık 14-16 nefes hızında gerçekleştirilen ve “kata” olarak da bilinen 19 hareketten oluşuyor. Bu hareketler Qigong ve Tai Chi Chuan unsurlarına dayanan derin nefes alma ve omuz hizasında suyun içinde, ayakta koordineli yavaş hareketler ile karakterize ediliyor.

Evde Terapi: Tai Chi Nedir? Ai Chi’ye Nasıl Yansıyor?

Evde terapi için Tai Chi’nin temel ilkeleri, insanın her eylemde doğal dengeyi bulma ve doğanın kalıplarıyla ruhsal ve fiziksel uyum içinde yaşama ihtiyacını vurgulayan kadim Çin Taoizm felsefesine dayanıyor. Bu felsefeye göre her şey, sürekli ve dengeli bir ilişki içinde çalışan yin ve yang’dan; iki zıt ama tamamen tamamlayıcı unsurdan oluşuyor. Yumuşak, esnek ve dişil gibi kavramlar yin ile, sert, katı ve eril gibi kavramlar yang ile ilişkilendiriliyor. Bu iki unsurun birlikte mükemmel bir bütün oluşturduğu; bu denge ve uyumun barışı ve huzuru getirdiği; huzurlu olmanın ise doğal olarak uzun ve sağlıklı yaşamın anahtarı olduğu fikir zincirinden hareketle Tai Chi. yin ve yang’ın arasında eşit olarak dengelenmiş egzersizlerden oluşuyor. Ai Chi ise, bu pasif egzersizin suyun vücudu zorlamadan güçlendiren, zihni sakinleştirici etkisiyle modifiye edilmiş hali.

Evde Terapi: Pasif Mavi

Yaşadığımız mekânlardaki bilinçli ya da bilinçsiz tasarım kararlarının stres seviyelerimizi, dolayısıyla yaşam kalitemizi direkt olarak etkilediği gerçeği, artık sadece mimar ve iç mimarların değil, evde yaşamı bir keyif unsuru olarak gören herkesin ilgi alanına giriyor. Sahil beldelerinde dört mevsim yaşamı deneyimlemek ise, şehirli entellektüellerin pandemiden önce başlattığı ve izolasyon sürecinde her kesime yayılarak hız kazanmış bir trend. Ancak özellikle son iki yılın verilerine göre, yaz mevsimini şehrin kalabalık ve gürültüsünden uzakta, ufka uzanan deniz ve gökyüzü manzaralarına bakarak geçirme fikrinin çekiciliği, yaz mevsimi için tasarlanmış bir evde kış aylarını geçirmek söz konusu olduğunda şehir konforuna alışkın insanlar ıçin birdenbire tam be kabusa dönüşebiliyor. Sadece ısınmak için soba, şömine ya da klimaya bağımlı olmanın zorluğu değil buradaki mesele, 40 derece sıcakta yaşam için düzenlenmiş bir iç mekânı ne kadar iyi ısıtırsak ısıtalım, psikolojik olarak ısınamadığımız gerçeği…

Yaz sıcağında göze, ruha çok şirin gelen Bodrum mavilerinin, kobalt, turkuaz ve çiyan tonlarının, cıcili bicili, fırfırlı uğur benekli dekorların kış soğuğunda iç mekânda ne kadar sinir bozucu olabildiğini durumu tecrübe edenler bilecektir. Oysa mavi; yeşil ve mor ile birlikte tüm renk tekerleği içinde en rahatlatıcı renk olarak bilinir değil mi? Aslında bu, çok tekrarlanan ama her durumda doğru olmayan bir kalıp. Çünkü iç mekânda renk ve insan psikolojisi arasındaki ilişki söz konusu olduğunda asıl önemli olan rengin ne olduğundan çok, onun doygunluk ve parlaklık seviyesidir. Yani doygunluğu ve parlaklığı doğru ayarlanmış bir kırmızı, örneğin kiremit kırmızısına boyalı bir duvar, toprak tonlarına yakınlığı sebebiyle iç mekânda kobalt mavi bir duvardan çok daha rahatlatıcı bir etkiye sahip olabilir. Bununla birlikte bir iç mekânda psikolojik olarak rahatlama sağlayacak asıl unsur, dengedir. Renk, ışık akustiğin kendi içinde ve birbiriyle ilişkisindeki denge ana unsur ise, mekândaki eşya yoğunluğunun dengesi de yan unsur olarak değerlendirilmeli.

Bir rengin parlaklık değeri aydınlığa doğru gittikçe hafiflik, karanlığa doğru gittikçe ağırlık duygusu verir. Bu ikisini yin ve yang olarak düşünürsek bir iç mekânın her ikisine de ihtiyacı olduğunu söyleyebiliriz. “Deniz kenarındaki evimde maviyle kucaklaşamayacaksam burada olmamın ne anlamı var” diyenlerden misiniz? Formül şu: Beğendiğiniz mavi tonunu alıp ilk olarak doygunluğunu düşürüyorsunuz. Bu sizin kişisel pasif maviniz. Sonra bu rengin açık ve koyu derecelerinden beğendiklerinizi birleştirip bunu eve dengeli şekilde yayıyorsunuz. Buradaki kritik detay, arada kullanacağınız beyazın rengi. Doygunluğu düşürülmüş yani pasif mavilerle krem yani sıcak beyazlar kullanırsanız biraz şaşaalı ama temiz Fransız; soğuk beyazları kullanırsanız modern mimariye ve minimalizme esin kaynağı olmuş Yunan kıyı stillerine ve Zen etkisine sahip İskandinav şehir stillerine doğru ilerlemiş olursunuz.

Mekânın renk değerlerinin insan psikolojisi üzerindeki önemli etkisi sebebiyle, gönlünüzdeki stilin renklerini bilerek seçim yapmakta fayda var. Sonuç olarak pasif maviler doğru kullanıldığında yazın serin, kışın sıcaklık hissi veren dört mevsim keyifli bir iç mekân oluşturmak mümkün. Bu mavileri zemin, hatta tavanda da kullanmaktan çekinmeyin. Genellikle sadece işlevsel eşyalara yer verilen yazlık evlerde yuva sıcaklığını oluşturmak için rnekânın hacmiyle orantılı eşya kullanmaya dikkat edin. Ne çok ne az. Yettiği kadar, yani dengeli. Başka bir deyişle Lagom. Tao ne diyordu? “Her işin başı denge.” Doğunun ve batının kadim kültürleri aynı şeyi söylüyorsa, kulak vermek lazım.

Evde Terapi: Biyomimikri

Gelelim evi doğal bir wellness merkezine dönüştürmenin başka bir aracına: Biyomimikri, iç mekân tasarımında doğayı taklit eden ya da bizzat doğanın içinden gelen renk ve dokuları yaşam alanlarımıza aktarmak. sıçratmak anlamını taşıyor. Konumuz suyun iyileştirici gücünü iç mekâna yansıtmak olduğu için öncelikle ele aldığımız maviden sonra, dekoratif unsurlarda neler var bir bakalım. Öncelikle mobilyada akışkan, dairesel formlara yer vermek, köşeleri yumuşatmak büyük önem taşıyor. Bu köşe vurguları, bildiğiniz üzere Yunan ada mimarisinin de vazgeçilmezi. Kayalıkların tepesine, mağaraların içinden adeta fışkıran evler inşa eden Yunan duvar ustalarının doğaya uyum sağlayarak yaşama, doğanın estetiğini geliştirme konusunda verdiği bu dersin, Uzakdoğu’nun en önemli yaşam felsefelerinden Feng Shui ile örtüşmesinin ne kadarı tesadüfi bilinmez. Malum, Feng Shui’nin ilk öğütlerinden biri, iç mekânda chi akışını kolaylaştırmak için köşeleri yumuşatmaktır. Buyrun, bir doğu-batı sentezi daha.

Mobilyaların bazıları incecik, lineer, diğerleri alabildiğine tombul, yere oturan çizgilere sahip olabilir. Bakın, yine ağırlık, hafiflik dengesi. Eril ve dişil çizgiler bir arada. Ek olarak su ve havayı temsil eden maviyi biraz toprakla dengelemek gerekiyor. Terakota zeminler, devasa klipler, ham ahşap dokulu mobilyalar, hasır ve şeffaf cam aksesuarlar ile desenli zemin karoları yaz-kış keyifle yaşanacak bir yuva oluşturmanın küçük anahtarları. Son olarak, sedir gibi yerinde çözülmüş oturma sistemleriyle, tasarım ikonu olarak adlandırdığımız klasik modern mobilyaların bir arada kullanımı, kıyı yaşamınızın özüne sadık kalarak evinize şehir estetiğini taşımanın bir yolu olabilir.

YORUM YOK

Yorumunuzu Paylaşın

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Exit mobile version